Prostat Büyümesi

Filed Under (Prostat) by Herbalist on 21-09-2009

0

Prostat sadece erkeklerde bulunan bir salgı bezidir. Kadınlardaki rahmin karşıtı bir organdır.

Gerçekten prostat nedir? Coğu insan onu duymuştur, fakat fonksiyonlarını ve gerçekte ne işe yaradığını bilmez, hatta coğu nerede olduğunu bile bilmez.Bilim adamları ve doktorlar prostatın fonksiyonlarını tam olarak anlamış değildir. Prostat ve onu etkileyen hastalıklar hakkında daha çok öğrenilecek şey bulunmaktadır.

Prostat bezi mesanenin tam altında bulunur. Bezler seksüel aktivite esnasında sıvı üretir, ve semen denilen bu sıvının bir kısmınıda prostat üretir. Prostat görevini yerine getirmek için testislerde üretilen androjen hormonlara ihtiyac duyar. Eğer bu erkeklik hormonları düşükse prostat küçülür. Bezlerden gelen sıvı epitel dokular tarafından üretilir. Bezlerde mevcut epitel, stroma denilen bir doku ile kaplıdır.

Prostatın içinde bulunan stroma prostat hastalıklarının neden olduğu semptomları etkileyebilen kas lifleri ihtiva eder. Prostat büyüdüğünde hem epitel hemde stroma da büyür. Prostat tek bir organ gibi gözüksede gerçekte değişik hastalıklara eğilimli olan iki değişik bölümden oluşmaktadır.
Bu durum biraz karmaşık gibi gözüksede prostatın neden olabildiği problemlere ve bunların nasıl tedavi edildiklerine yakından göz atmakta fayda vardır. aşağıda ikinci resimde görüldüğü üzere prostat her ikiside kas ihtiva eden stroma ile kaplı bezlerden( epitel) oluşan iç ve dış kısımdan meydana gelmiştir.

Prostata yakınında bulunan sifinkster denilen iki adet kas bulunmaktadır.Bu kaslar mesanenin idrar sızdırmasını engeller.Bu kaslar aynı zamanda seksuel boşalma esnasında semenin hareketini hızlandırarak uretradan dışarı cıkmasını sağlar. Prostatın hemen altında bulunan ve dış mesane sifinksteri denilen kas ise mesaneden idrar sızmasını önlemektedir.

Prostat neden problem yaratır?

Erkekler yaşlandıkça prostatıda büyür. Prostat büyümesinin çoğuda 50 yaşından sonra olmaktadır. Prostat büyümesi genel olarak yaşlı erkekleri etkilemektedir. Prostatın büyümesi gerçeği pekte önemli değildir ve gerçekte sebep olduğu problem boyutu ile alakalı değildir.Bununla beraber prostat mesaneden gelen ve üretra denilen idrar yolunu sarmaktadır. Prostat genişledikçe idrar yolunu sıkıştırır ve idrarın üretra içersinden geçişini yavaşlatır.Bu duruma obstrüksiyon denir.

Obstrüksiyon semptomları

obstrüksiyon yavaş yavaş oluştuğu için çoğu erkek farkına bile varmaz.Ancak idrar üretrada çok yavaş seyahat etmeye ve daha az güce sahip olduğu zaman farkına varırlar. Durum dahada kötüleştiğinde idrar başlatmada gecikmeler, idrar sonunda fışkrma ve damlamalar meydana gelir.Aynı zamanda mesanenin tam boşalmadığı hisside gelişebilir

Rahatsız edici belirtiler

Yukarıda bahsedilen obstrüktif semptomlar fazla rahatsız edici olmayabilir.Fakat mesane bu yeni duruma ayak uydurabilmek için cok fazla çalışmak durumunda kalmaktadır. Uzun vadede mesanenin calişma şeklini etkilemektedir. Bazı erkeklerde rahatsız edici belirtiler gelişebilmektedir. Acil olarak ve sık idrara çıkma bunlardan bir tanesidir.Bazen tuvalete dahi gidemeden idrar kaçırmalar söz konusu olabilmektedir. Eğer bu belirtiler gece başlarsa uyku düzeni bozulur.

Bu durum bir insanın bütün hayatını olumsuz yönde etkiler. Uzun seyahatlerden kaçınılır, tuvaletlerin olduğu yerlerde alış veriş planlama durumunda kalınılabilir. Bütün aile bu durumdan etkilenir..Psikolojik sorunlar başlar.

Akut idrar tutulması

Bazen prostatı büyümüş bir erkek aniden idrar yapamaz duruma gelebilir. Mesane dolar ve çok acı verir.Ameliyat sonrası yatakta yatmak durumunda olduğunuz durumlarda ya da bazen uzun süre idrarı tutmak zorunda olduğunuz, mesanenizin fazla dolu olduğu durumlarda gerçekleşebilir. Uzun süren seyahatlerde ya da trafikte sıkıştığınız zamanlarda oluşabilir.

Bazende soğuk havalar idrar tutulmasına neden olabilir. Özellikle alkol aldıktan sonra uzun süre soğuk havaya maruz kalındığı durumlarda gerçekleşebilmektedir.prostatın ani enfeksiyonlarıda idrar tutulmasına sebep olabilmektedir.

Kronik idrar tutulması

Bu acısız idrar tutulması aylar hatta seneler boyu mesanenin aşırı dolarak 4 ila 5 katı daha büyük bir hale gelmesinden sonra oluşur. Tedavi edilmemesi durumunda böbrek yetmezliğine de neden olabilmektedir.

Diğer komplikasyonlar

Eğer mesane tam olarak boşalmassa içeride kalan idrar enfekte olabilir ya da kristal haline dönüşüp mesane taşları oluşturabilir. Eğer idrar enfekte olursa idrar yapma esnasında yanma hissi gelişebilir.

Yanma hissi prostatit belirtiside olabilir. Bazen de büyümüş prostat kanayabilir. Bu olduğunda ileri tetkikler gerekir.

Prostat neden büyür?

Benign prostatic hyperplasia ( BPH)

Erkeklerde zaten yaşlandıkça prostatda büyür. Bu büyümenin nedeni bilinmemektedir.Ancak büyümesi için erkeklik hormonlarına ihtiyacı vardır. Genç yaşlarda hadım edilmiş olan erkeklerde büyüme gerçekleşmemektedir. 80 yaşına gelen hemen hemen her erkekte oluşur.

Prostat büyürken epitel ve stroma da büyür. Bazen bez fazla büyük değildir ve problem stromadaki kasın , üretrayı ve mesaneyi engellemesinden kaynaklanır

Prostat büyümesi bezin iç kısmında başlar ve genişler, prostatın kapsül denen dış duvarına baskı yapar. Büyüme hiç bir zaman prostatın dış kısmına taşmaz. Büyümüş prostat kapsül tarafından sarmalanmış olarak kalır. Doktor tarafından prostatmasajı yapıldığında sertlikten ziyade lastik gibi ve yumuşak bir his verir.

BPH tanısı nasıl konur?
a) Parmakla prostat muayenesi: Prostatın büyüklüğü ve kıvamı değerlendirilir.
b) İdrar testi: Muhtemel idrar yolu enfeksiyonu veya idrar yoluna kanamayı gösterir.
c) PSA testi: Kanserden ayırmak için yapılmalıdır.
d) AUA semptom indeksi: Belirtiler ve sıklığı araştırılır. Hasta tarafından doldurulur.
e) İdrar Akım Testi: İdrar akım miktarı ve hızı ölçülür. 15ml/sn’den daha fazla olan akım hızları normaldir. 10-15 ml/sn orta, 10ml/sn ‘nin altında olan akım hızları şiddetli BPH’ne işaret eder.

f) İşeme sonrası mesanede kalan idrar hacmi: Ultrason veya mesaneye yerleştirilen sonda ile ölçülür. Mesanenin yeterince boşaltılıp boşaltılamadığını anlamak için yapılır.
g) Ultrason: Prostat büyüklüğü, böbreklerin durumu, muhtemel taş veya tümör araştırılır.
h) Ürodinami: Semptomların BPH’den çok, mesanenin çalışma bozukluğuna ait olduğu düşünülüyorsa mesane basıncı ve fonksiyonunu ölçen bu test yapılır. İdrar yolundan mesaneye kateter gönderilir ve serum ile doldurulan mesanenin çalışması bilgisayar kaydı ile incelenir.

i) Sistoskopi: İdrar yolundan sistoskop (optik bir sistem içeren ince bir tüp) ile girilerek idrar yolu, prostat ve mesane direkt olarak görülerek incelenir. Darlıklar, prostat büyümesi, anatomik anormallikler, mesane taşı veya tümörler görülebilir.
j) IVP: Damardan verilen kontrast madde ile X ışını görüntüleri alınarak, üriner sistem anormallikleri incelenir. Günümüzde nadiren başvurulmaktadır.

BPH nasıl tedavi edilir?

1) Bekleme:
Hafif ve rahatsız edici olmayan belirtilerle tedavi yapmadan beklenebilir. BPH’nin prostat kanseri riskini arttırdığına dair bilgi yoktur.
Bekleme süresince yapılması gerekenler nelerdir?

# Sıvı kısıtlaması: Akşam 7′den sonra sıvı alımı kısıtlanmalıdır.
# Alkol kısıtlaması: Alkol idrar yapımını artırır ve prostat bezinde dolgunluk yapabilir.
# Egzersiz: Hareketsizlik idrar birikimine neden olur.
# Sıcak ortam: Soğuk hava idrar birikmesine neden olabilir.

2) İlaç tedavisi:

Orta şiddete kadar olan BPH’da ilaç tedavisi yapılır.

a) Alfa blokerler: (Terazosin, Doksazosin, Tamsulosin, Alfuzosin) hipertansiyon için geliştirilmiş, ancak BPH’ya karşı etkisi tespit edilmiş ilaçlardır.
Mesane tabanı ve prostatta bulunan kasları gevşeterek idrar yapmada kolaylık sağlarlar.
İlaca başladıktan 1-2 gün içinde etkileri başlar ve BPH’lı erkeklerin %75 ‘inde etkili olurlar.
Baş ağrısı, halsizlik, yorgunluk, sersemlik, meninin mesaneye kaçması gibi yan etkiler görülebilir.

b) Finasterid:
Alfa blokerler gibi kasları gevşetmek yerine prostatı küçülterek etki gösterir. Hafif büyümüş veya normal boyuttaki prostatlarda etkisi sınırlıdır. Etkisi uzun zamanda gözlenmektedir. (3 ay-1 yıl)
Libido azalması ve meni miktarında azalma gibi yan etkileri vardır.
Finasterid, PSA düzeyini düşürmektedir. Bu etkisi ile PSA’nın prostat kanserini belirlemedeki etkinliğini azaltır.

P-2000 İLE % 100 DOĞAL TEDAVİ

3) Cerrahi tedavi:
Ciddi semptomları olan hastaların yanında sık üriner enfeksiyon, idrar birikimine bağlı böbrek hasarı, idrar yolundan kanama ve mesane taşı gelişimi durumlarında cerrahi yöntemlere başvurulmaktadır.

Cerrahi tedavi en sık yan etki oluşturan yöntem olmasına karşılık altın standarttır.
Ciddi sağlık problemleri (Kontrolsüz diyabet, siroz, majör psikiyatrik bozukluk, ciddi akciğer,kalp ve böbrek problemi) olanlarda önerilmemektedir.

BPH tedavisinde uygulanan cerrahi yöntemler nelerdir?

a) TUR-P: Rezektoskop ile idrar yolundan girilerek prostatın kazınması işlemidir. Hastanede yatış süresi ameliyattan sonra 1-3 gündür. Ameliyat sırasında takılan sonda hastaneden çıkarken alınmaktadır.

Ameliyat sonrasında idrar yaparken duyulan ağrı ve acil işeme hissi zamanla düzelmektedir.

Operasyonun yan etkileri:
#Meninin penisten dışarı akması yerine mesaneye dolması
# İdrar yolunda darlık gelişebilir.

TUR-P sonrası hastaların %10′u 10 yıl içinde tekrar müdahaleye ihtiyaç duyarlar.

b) TUIP: TUR-P’de olduğu gibi idrar yolundan girilir ancak prostat kazınmaz. Prostat bezine iki küçük kesi yapılarak idrar yolu genişletilir. Ciddi sağlık problemi olan ve uzun süren ameliyatları kaldıramayan hastalarda uygulanır. TUR-P’ye göre daha az etkilidir.

c) Açık prostatektomi: Büyük prostatlarda, mesanede cep (divertikül) oluştuğu hallerde ve mesane taşı oluşumu görülen hastalarda uygulanır.
Karnın alt kısmına yapılan bir kesi ile önce mesaneye ulaşılır. Daha sonra mesane açılarak prostata ulaşılır ve prostatın büyüyen iç kısmı çıkarılır. Dış kısmı yerinde bırakılır.
BPH tedavisinde en etkili cerrahi yöntemdir, ancak yan etkileri en fazla olandır.
Hastanede kalış süresi ve sondalı kalma süresi TUR-P’ye göre daha uzundur (5-10 gün).
d) Isı tedavisi (termoterapi): Bu yöntemler, ısı enerjisini kullanarak büyük hacimli prostat hastalarında uygulanan daha az girişim gerektiren tedavi yöntemleridir. Termoterapi, cerrahi girişim ile ilaç tedavisi arasındaki boşluğu dolduran yöntemdir. İlaç tedavisinden daha etkili sonuçlara sahip olup, cerrahi yöntemler sonrası gelişen komplikasyonlar daha az görülür.

4) Lazer tedavisi
Lazer tedavisinde diğer termoterapi yöntemlerinde kullanılan mikrodalga enerjisi, radyo dalgası veya elektrik akımı yerine, ısı enerjisini üretmek için lazer teknolojisi kullanılır. Genellikle sertleşme problemi veya idrar kaçırmaya neden olmaz. Prostat dokusunun çıkarılması neredeyse kansız bir şekilde sağlanır ve hastanede daha kısa süre kalmayı ve daha kısa süre sondalı kalmayı sağlar.
Bununla beraber, bazı lazer uygulama yöntemleri uzun süre sondalı kalmayı gerektirebilir.

# TUEP: Prostatın transüretral buharlaştırılması (TUEP) yönteminde, prostat dokusunun harap edilmesi için lazer enerjisi kullanılır. Bu yöntem genellikle güvenlidir ve kanama oranı azdır. Uygulamadan hemen sonra idrar akımında çarpıcı bir iyileşme gözlenen etkin bir yöntemdir.

# VLAP: Prostatın vizüel lazer ablasyonu (VLAP) fazlalık olan prostat hücrelerini yok etmek için lazer enerjisi uygulanır ve enerji uygulanan dokular, zaman içerisinde haftalar ya da aylar sonra yok edilir. Bir dezavantajı, çekiciliğini azaltmaktadır. Bu da ölü dokuların şişmesine bağlı olarak gelişebilecek idrar retansiyonu (idrar yapamama) nedeni ile birkaç gün sonda kullanılması gerekliliğidir. Ayrıca günler ya da haftalar sürebilecek idrar yaparken yanma hissi söz konusu olabilir.

Daha İyi Lazer Yapma Arayışları
Lazer tedavisinin en büyük dezavantajlarından birisi tedaviyi takiben sondalı kalma gerekliliğidir. Yeni tip lazerler bu problemin çözümlenmesine yardım etmektedir.
Yeni tip lazerler iki şekilde çalışmaktadır. Bunlar prostat dokusunu hem kesip çıkarır hem de buharlaştırır. Böylece tıkanıklığa sebep olan doku kısa sürede tahliye edilir ve kateter en fazla 24 saat tutulur. Bu şekilde çalışan iki tip lazer vardır: KTP lazer ve Holmium YAG lazer
Ulaşılması gereken nokta lazer tedavisinin avantajları (güvenlik ve azalmış kanama) ile daha az girişim gerektiren tekniklerin sağladığı idrar akım hızındaki hızlı düzelmenin sağlanmasıdır.
Genel olarak BPH tedavisi kanser gelişimini azaltmaz. Tedavi sonrası düzenli kontrollere gelmek gerekliliği unutulmamalıdır.

Prostat İçin Önlemler

Filed Under (Prostat) by Herbalist on 21-09-2009

0

1. Alkol tüketmeyiniz: klinik çalışmalar özellikle biranın prostat içersindeki prolaktin seviyelerini artırdığını göstermiştir. ( prolaktin prostat içersindeki testostoranın prostat içersine emilimini artırmakta ve bu prostat DHT seviyelerini anormal dercede yükseltmektedir) daha fazla alkol daha fazla prostat büyümesi demektir.

2. Kafein şeker ve baharatı azaltınız: kafein içeren kahvelerden kaçınınız kafeinsiz kahveleri tercih ediniz. Glukozve baharat (acı)tüketiminizi azaltınız.

3. Günlük sıvı tüketiminizi artırınız: Gün içersinde bol bol su ya da doğal meyva suları içiniz. Bol sıvı tüketimi prostat büyümesinden kaynaklanan böbrek ve idrar yolu enfeksiyonu riskini azaltabilmektedir.

4. Stresten kaçınınız: Eğer stresli bir yaşam tarzınız varsa bu yaşam tarzınızı değiştirmeye çalışınız. Stres ile ilgili doktorunuza danışarak çeşitli ilaçlar ya da gıda takviyeleri kullanabilirsiniz.

5. Yüksek protein az hayvansal yağ diyeti: Diyetinizin % 44 ünün protein ağırlıklı olması vücudunuzdaki testosteronu DHT ye çeviren 5-alfa-reduktazı azalttığı için çok önemlidir. Protein diyetinizde mümkün olduğu kadar kırmızı et yerine balık ve tavuk ürünlerini tercih etmeniz tavsiye edilmektedir. Hayvansal yağlardan kaçınınız. Özellikle fast food ürünlerini hiç tüketmeyiniz. Yemeklerinizde tercihan zeytin yağı ya da ay çiçeği yağı kullanınız. Karbonhidrat içeren yiyeceklerden kaçınınız. Her gün bol bol kabak çekirdeği ve ay çekirdeği yiyiniz.

6. A C B E Vitaminleri ve diğer mineral, amüno asitler : Vücudunuzun bağışıklık sistemi prostat sağlığınızla çok yakından ilgilidir. Aşağıdaki vitamin ve mineralleri içeren kapsülleri P-2000 e ilave olarak kullanmanız yararlı olacaktır:

Vitamin A : Anti-oksidantır. Savunma mekanızmasını destekler

Vitamin B : anti-kanser özelliklere sahiptir.

Vitamin C : Savunma mekanizmasini destekler ve iyileşmeye yardımcı olur.

Vitamin E : Anti-oksidantdır. Savunma mekanizmasini destekler.

Magnezyum ve Kalsiyum:Bir arada alındığı takdirde prostatın fonksiyonlarını artırır.

7. Soy ve Fibre tüketimi: Öğünlerinizde meva şekeri ve fibre içeren prostata iyi geldiği bilinen meyva ve sebzeleri tercih ediniz. Kırmızı greyfurt, domates, enginar, ananas vs..

8. Kollestrol kontrolu: Kollestrol seviyelerinizi limitler içersinde tutmaya çalışınız.Hasar görmüş serbest radikal kollestrol prostat büyümesinde önemli bir rol oynamaktadır.

9. Probiyotik Yoğurtlar: Çoğu süper marketlerde bulunan probiyotik yoğurtlar büyümüş prostatin semptomlarını azaltmaktadır. Öğünlerinizde bol bol probiyotik yoğurt yemenizi tavsiye ederiz.Aktiva yoğurtlarına bol taze maydanoz karıştırıp öğünlerinize dahil ediniz.

10. Kilo kontrolu : Kilonuzu ideal olçülerde tutmaya özen gösteriniz.Obezite prostat için zararlı bir durumdur.

Kanserden koruyucu besinler:
Domates: Domatesin yapısında, ona kırmızı rengini de veren Lycopene adlı bir kimyasal madde bulunmaktadır. Lycopenin, hücreleri serbest radikallerin ve zararlı toksik moleküllerin etkilerinden koruyabilecek potansiyel bir antioksidan olduğu düşünülmektedir.
48.000 erkek üzerinde yapılan 5 yıl süreli bir çalışmada haftada 10 öğün domates içeren ürünler tüketen erkeklerde prostat kanseri riskinin en düşük seviyede olduğu bulunmuştur. Bu erkeklerdeki riskin haftada 2 ya da daha az öğün domates tüketen erkeklerdeki riskin üçte biri olduğu hesaplanmıştır

Soya: Soyanın temel bir besin olarak tüketildiği Asya’da prostat ve meme kanserlerini de içeren bazı kanser türlerine daha az rastlanmadır. Kanserin kontrolündeki etkisine ek olarak soya, BPH (Selim Prostat Büyümesi) riskini ve kolesterol düzeylerini de azaltmaktadır.

Yeşil çay: İçerisinde kanser gelişimini önleyen EGCG adlı bir madde bulunmaktadır.

Sarımsak: Dünyada sarımsak tüketiminin fazla olduğu bölgelerde, prostat ve diğer kanser türleri daha az görülmektedir.

Önemli sebzeler: Lahana ve hardalgiller grubundan olan brokoli, brüksel lahanası, lahana, karnıbahar ve şalgam gibi sebzeler, kanser yapıcı maddelerin etkisini azaltıcı kimyasallar içermektedir.

Bu besinlere ek olarak kanserden korunmak için, düşük yağlı diyet önerilmektedir. 50.000 erkeği kapsayan bir çalışmada, fazla yağ tüketen erkeklerde prostat kanseri riski, daha az yağlı beslenenlere göre %80 fazla bulunmuştur.

Bununla birlikte, kırmızı et tüketen erkeklerdeki prostat kanseri riskinin, beyaz et ve balık tüketenlere göre daha fazla olduğu bilinmektedir.

Prostata Bağlı Hastalıklar

Filed Under (Prostat) by Herbalist on 21-09-2009

0

Prostattaki iltihap, yaşlılığa bağlı olarak büyüme veya kansere bağlı olarak çıkan şikayetler aynıdır. Genelde bunlar; sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, idrarı tam yapamama hissi, idrar yapamama gibi şikayetlerdir.

Prostatta iltihap, büyüme ve kanser olmak üzere üç türlü sorun olabilir. Yukarıda bahsedilen şikayetlere bağlı olarak bu sorunların saptanmasında yapılması gerekli olan bazı tetkik ve muayeneler vardır. Öncelikle hastaların makattan prostat muayenesi istenir. Bu muayene parmak yardımı ile makattan yapılan bir muayenedir ve prostattaki büyümenin özellikleri tespit edilir. Ardından tam idrar tahlili ve PSA (Prostat Spesifik Antijen) adı verilen kan tahlili istenir. PSA kan tahlili kanser şüphesi için önemli bir ön testtir.

Ultrasonografi yöntemi ile prostatın büyüklüğü, mesanenin kalınlığı, varsa böbreklerdeki tıkanıklıklar tesbit edilir. İşeme sonrasında mesanede idrar kalıp kalmadığına bakılır. Hastaların işeme hızı, bilgisayarlı ölçüm sistemi ile (üroflowmetri) ölçülerek prostata bağlı tıkanıklık konusunda bilgi alınır.

Ancak tüm bu yöntemler bize hastalığın tipi konusunda bilgi vermezler. Prostata bağlı tıkanıklık ve prostat muayenesi için gelen hastalarda muayenede bir özellik bulunmaz ve PSA değerleri de normal değerlerde çıkarsa bu hastada normal prostat büyümesi vardır denilebilir. Ancak bu hasta elli yaşından küçükse daha detaylı tetkiklerin yapılması istenebilir.

Muayenesinde, PSA değerinde veya her ikisinde birden sorun olan hastalarda hangi tip büyümenin olduğunu anlayabilmek için, prostattan özel aletlerle biyopsi alınarak patolojik olarak incelenmesi gerekir.

Prostat Kanseri Evreleri

Filed Under (Prostat) by Herbalist on 21-09-2009

0

0 ila 10 arasında bir derecelendirme sistemine göre patolojiden gelen skor eğer 7′nin altında ise iyi huylu davranan bir kanser, 7′nin üzerinde ise hızlı yayılma eğiliminde olan bir kanserle karşı karşıyayız demektir.

İkinci aşamada, kanserin hangi evrede olduğunu anlamak lazım. Ultrason yapılırken, transrektal ultrason esnasında prostatın görüntüleri ortaya çıkar. Bu görüntülerden, kanser hücrelerinin ne kadar yayıldığı anlaşılır. Hastalara batın tomogrofisi çektirilerek çevre dokulara ve lenf sistemine sıçrama olup olmadığı kontrol edilir.

PSA değeri 10′un üstünde olan hastalar genellikle riskli olarak değerlendirilir ve bu hastalara mutlaka ‘kemik sintigrafisi’ denen testler yapılır. Bu testi yapmaktaki ana amaç, prostat kanserinin vücutta iki çok önemli noktaya atlamasıdır. Bitanesi bel kemiği, diğeri de lenf sistemidir. Bu iki nokta tedaviden önce mutlaka check edilir. Eğer bunlardan herhangi birine atlama varsa ileri evre veya D evresi denilen prostat kanseri ile karşı karşıyayız demektir. Bu noktalarda atlama yoksa, erken tanı yapılmış bir prostat kanseri ile karşı karşıyayız demektir.

Prostat Kanseri Belirtileri

Filed Under (Prostat) by Herbalist on 21-09-2009

0

Prostat kanserinin belirtileri kendi başına çok nadiren ortaya çıkar. Çünkü prostat kanseri belirti verecek düzeyde büyüdüyse zaten iş işten geçmiş oluyor.

Temelde büyümeye ait şikayetler;

Gece idrara sık çıkma, idrarı zor yapma, idrar yaparken yanma ve tam boşalmama hissinin yanı sıra boşalma esnasında (meninin boşalması esnasında), ağrı veya meninin kanlı gelmesi uyarıcı işaretlerdir.

Temel olarak altı çizilmesi gereken nokta, prostat kanserinin belirtisinin yok kabul etmemiz gerektiğidir. Dolayısı ile prostat kanseri için 50 yaşını geçen her erkeğin şikayetlerini beklemeden mutlaka PSA testi yaptırması gerekir. Bu testlerde hem iyi huylu prostat kontrol ettirilmiş oluyor, hem de prostat kanser parametresi PSA ile görülmüş oluyor.

Prostat Kanseri Nedenleri

Filed Under (Prostat) by Herbalist on 21-09-2009

0

Prostat kanserinin nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Bazı araştırıcılar aşırı yağlı yiyecekler gibi çevresel faktörlerin etkisi olabileceğini düşünürken, bir başka grup araştırıcı prostat kanserinin genetik (kalıtsal veya ailevi) nedenlerle gelişebileceğini öne sürmektedir. Nedeni ne olursa olsun, prostat kanserinde bugün için kabul edilen en önemli risk faktörü yaşlanmadır. Prostat kanseri gelişme riski 50 yaşından sonra artmaya başlar.

Sizde Prostat Kanseri Olabilir

Eğer siz ya da ailenizden biri 50 yaş üzeri bir erkek ise kendiniz için yapabileceğiniz ya da o aile üyesine önerebileceğiniz en önemli şeylerden birisi prostat kanseri açısından incelenmektir. Prostat kanseri erkeklerde en sık saptanan kanserdir ve kansere bağlı ölümlerin ikinci sık nedenidir.

Kim Risk Altındadır?

Eğer yeterince uzun yaşarsa hemen tüm erkeklerde prostat kanseri gelişir. Yaş arttıkça prostat kanseri gelişme riski artar. Prostat kanserlerinin %85′i 65 yaşın üzerindeki erkeklerde saptanır. Ancak, bazı erkeklerde çok daha erken yaşlarda prostat kanseri gelişebilir. Henüz bilemediğimiz nedenlerden ötürü Afrika kökenlilerde prostat kanseri gelişme riski daha yüksektir. Asya kökenliler bu açıdan daha düşük risk taşımaktadırlar.

Prostat kanseri genellikle çok yavaş büyür. Yıllarca hiç belirti vermeyebilir. Bir çok erkek prostat kanseri olduğunu öğrenemeden başka hastalıklar sebebiyle ölür. Diğer taraftan bir kısım hastada ise prostat kanseri erken, orta ya da geç dönemde iken saptanır.

Prostat kanseri erkeklerdeki en sık kanserdir ve çok sinsi seyreder. Maalesef bir çok hastada hiç bir belirti vermeyebildiği gibi hiç bir yakınmaya da yol açmayabilir. Bu nedenle sizin ya da 50 yaş üzeri aile üyesi diğer erkeklerin bu hastalık için doktora başvurması ve izleyen yıllarda da düzenli kontrolden geçmeleri çok önemlidir.

Prostat kanserinde tedavinin amacı yaşamı uzatmak ve ailenin ve toplumun aktif bir üyesi olarak yaşanmaya değer hale getirmektir. Ancak hastalık ilerledikçe başarılı tedavi tanımı değişir. Erken evredeki prostat kanserinin başarılı tedavisi genellikle bunun kesilip çıkartılması ve hastalığın tamamen ortadan kaldırılması ile özdeştir. Buna karşın ilerlemiş prostat kanserinintedavisi ise yakınmaların ortaya çıkışının geciktirilmesi ve ya engellenmesi (bazen yıllarca) anlamına gelir. Bu nedenle prostat kanserinin tam olarak tedavisi hastalığın erken dönemde yakalanması ve uygun biçimde tedavi edilmesi ile mümkündür.

Bilinçli ve bilgili olmak başarılı tedavinin birinci basamağını oluşturur. Bu kitapçık prostat kanseri ve tedavi seçenekleri konusunda sizi bilinçlendirmeyi amaçlamaktadır. Öncelikle bilmeniz gereken konu tüm erkeklerin risk altında olduğu; prostat kanserinin başarı ile savaşıp yenebileceğiniz bir hastalık olduğu ve bu hastalık için tedavi alırken bile aktif yaşantınızı sürdürebileceğinizdir. Ayrıca tetkik edilmenin şart olduğu da kavramanız gerekir, çünkü tedavi edilmeden önce sizde hastalık olup olmadığının bilinmesi gerekir.

Prostat Nedir?

Filed Under (Prostat) by Herbalist on 21-09-2009

0

Yunanca (prostates) koruyucu anlamına gelen ‘prostat’, boşaltım sisteminin sonunda, mesane ve dış idrar kanalı arasında bulunan kestaneye benzeyen bir organdır. Prostat bir hastalık değil, tüm erkeklerde bulunan bir organdır.

Prostat, sadece erkeklerde bulunan bir salgı bezi ve sex organıdır. Kadınlarda prostat ve prostat işlevi gören başka bir organ yoktur.

Prostat; idrar kesesi ile dış idrar yolu arasında yerleşen, ceviz büyüklüğünde, 18 – 20 gr. ağırlığında, yardımcı bir sex organıdır. Temel işlevi, meninin sıvı kısmının oluşturulmasına yardımcı olması ve erkeklerin enfeksiyon kapmasını önleyici olmasıdır. Prostat, yaş ilerledikçe büyüyen bir organdır. Yaklaşık olarak 25 – 30 yaşından sonra büyümeye başlar, prostat hastalıkları bulguları 50 yaş civarında ortaya çıkmaya başlar.