Menopoz döneminin tuhaf belirtileri

(Erken Menopoz) - Yazar : Herbalist - Tarih : 16.Eki.2009

0

Menopoz kliniklerinde çalışan doktorlar menopoz döneminde olan kadınlarda görülen belirtilerin çeşitliliği karşısında hayrete düşebilmektedirler. Bazen menopoz dönemindeki kadınlar doktorlarına iletecekleri şikayetleri unutmamak amacıyla hissettiklerini kağıda dökerler ve görüşme esnasında buradan okurlar.

Yorgunluk, sinirlilik, aşırı duygusallık, baş ağrıları, uykusuzluk, keyifsizlik, gerginlik, kas ve eklem ağrıları, kas güçsüzlüğü, gezici ağrılar, sersemlik hissi, çarpıntı, fenalık hissi, nefes darlığı hissi bu belirtiler arasında en önemlileridir.

Bu belirtiler topluluğunun öğeleri tek tek incelendiğinde bazılarının diğer branş hekimleriyle ortaklaşa ele alınma gerekliliği doğar. İç Hastalıkları Uzmanı, Nöroloji Uzmanı, Kardiyoloji Uzmanı ve Fizik Tedavi Uzmanı Kadın Hastalıkları Uzmanının sıklıkla görüş aldığı branş hekimleridir.

Sayılan branşlarla konsultasyon çoğu zaman sonuçsuz kalır ve bazı belirtiler için altta yatan ciddi bir sağlık sorunu bulunamaz. Böyle bir durumda doktorun kadına açıklaması “Bir şeyiniz yok.”, “Normaldir” şeklinde olabilir.

Yukarıda sayılan belirtiler menopozdaki kadının aile bireylerine de ilettiği belirtiler olduğundan, altta yatan bir sorun bulunmadığında aile bireyleri menopoz dönemindeki kadının bu belirtileri “uydurduğu” veya “abarttığı” hissine kapılabilirler.

Doktorun ve aile bireylerinin bu tutumu ve kadının sağlıklı olduğunu bilmesi kadındaki belirtileri ortadan kaldırmaz. Belirtiler kadın yaşamının bir gerçeği haline gelmiş durumdadır ve yaşam kalitesi etkilenmektedir.

Önceleri bu belirtiler topluluğunun menopoz dönemindeki östrojen eksikliğine bağlı olarak ortaya çıktığı düşünülmekteyken, erkeklerin de yaşamlarının belli bir döneminde aynı belirtiler topluluğunu yaşayabildiklerinin gözlenmesi bu görüşün güncelliğini yitirmesine neden olmuştur.

Yukarıdaki belirtilerin ortaya çıkmasında daha çok ruhsal etkenlerin rol oynadığı ve bu belirtilerin psikosomatik kökenli olabileceği düşünülmektedir.

Menopozda ateş basması atakları

(Erken Menopoz) - Yazar : Herbalist - Tarih : 16.Eki.2009

0

Ateş basması yüz bölgesinden başlayan, boyun ve göğüs kısmına, bazen tüm vücuda yayılabilen, bazen yoğun terlemeye neden olabilen bir “sıcak basması” olarak tarif edilebilir. Bedende hissedilen sıcaklığın önceleri yalnızca bir his olduğu düşünülmekteyken son bilimsel çalışmalar, ataklar esnasında bedensel ısının gerçekten arttığını göstermektedir.

Ateş basması menopoz dönemindeki kadınların önemli bir kısmının yaşadığı bir belirtidir. Genellikle menopozun ilk yıllarında ortaya çıkan bu durum bazı kadınların günlük yaşamını etkileyecek kadar şiddetli olabilirken, bazılarında önemsenmeyecek kadar hafif geçebilmektedir.

Ateş basması ataklarla seyreder ve bazı kadınlarda ataklar çok ender ortaya çıkarken, bazılarında günlük atak sayısı 50 üzerinde olabilir. Ataklar bazı kadınlarda saniyeler sürerken, bazılarında birkaç dakika devam edebilir.

Özellikle Adet Öncesi Gerginlik Sendromu yaşayan kadınlarda ateş basmaları menopoza geçiş döneminde ortaya çıkabilmekle beraber ateş basması, menopoz dönemine özgü bir belirti olarak kabul edilir.

Ateş basması atakları genellikle menopozun ilk 1-2 yılında devam eder ve bu süre sonunda ortadan kalkar. Bazı kadınlarda ataklar 5 yıldan uzun süre devam edebilmektedir.

Ataklar östrojen hormonu tedavisiyle çoğu durumda kontrol altına alınabilmekle beraber özellikle ruhsal stres durumlarında ek olarak başka ilaçların da tedaviye eklenmesi gerekebilmektedir.

Neden Ateş Basması Olur?

Östrojen hormonu beyin işlevleri üzerinde oldukça önemli etkilerde bulunur. Bu etkilerini gösterirken beyin dokusunda bulunan nörotransmitter adı verilen maddeleri aracı olarak kullanır.

Ateş basmasının beyinde hipotalamus bölgesinde östrojen hormonu etkisinin azalması ve beden ısısını ayarlaya “termostat” mekanizmada nörotransmitter madde dengesinin azalmasıyla ortaya çıktığı düşünülmektedir.

Nörotransmitter Nedir?

Nörotransmitter iki sinir hücresi arasındaki bağlantıyı sağlayan kimyasal bir maddedir. Daha basit bir anlatımla nörotransmitterleri iki sinir hücresi arasında bilgi alışverişini sağlayan ulaklar olduğu söylenebilir. Bu ulakların işlevleri sayesinde beyinde bulunan milyarlarca sinir hücreleri saniyenin binde birinden daha kısa bir sürede birbirleriyle etkileşimde bulunabilirler.

Bir ismi hatırlamak, bir cümleyi ezberlemek, bir bedensel hareket yapmak, bir duygu yaşamak ve daha binlerce ruhsal ve bedensel işlev beyin içindeki ve dışındaki bölgelere bu kimyasal maddeler aracılığıyla iletilir ve işlem tamamlanır.

Nörotransmittter maddelerinin azalması veya çoğalması bu işlevlerin aksamasına neden olabilir. Başta serotonin adı verilen madde olmak üzere henüz yapısı tam olarak aydınlatılamamış olan binlerce madde nörotransmitter olarak görev yapmaktadır.

Günümüzde çeşitli ruhsal hastalıkların tedavisinde nörotransmitter dengesini sağlamaya yönelik ilaçlar başarıyla kullanılabilmekte ve her geçen yıl bu ilaçlara yenileri eklenmektedir.

Menopoz döneminde santral sinir sisteminde östrojen etkisinin azalmasına bağlı olarak ateş basması, uyku bozuklukları, mood (duygulanım) değişiklikleri, hafıza bozukluğu ve Alzheimer hastalığı ortaya çıkabilmektedir.

Menopozda ortaya çıkan değişiklikler

(Erken Menopoz) - Yazar : Herbalist - Tarih : 16.Eki.2009

0

Menopoz kadın hayatının bir evresidir ve bir hastalık olarak değerlendirilmemelidir. Bu dönem, kadının hiçbir şikayeti olmasa dahi doktoruna başvurması durumunda koruyucu hekimlik uygulamalarından büyük faydalar elde edebileceği bir fırsat dönemi olarak görülebilir.

Menopoz dönemindeki koruyucu hekimlik uygulamalarının temel amacı yaşla birlikte ortaya çıkma riski artan şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği gibi hastalıkların taramasının yapılması ve erken dönemde tedavisinin sağlanmasıdır. Kadının menopoz döneminde östrojen hormonu salgısının aşırı düşmesiyle birlikte ortaya çıkma riski artan kalp hastalıkları ve kemik erimesini (osteoporoz) önleme konusunda var olan seçenekler hakkında bilgi sahibi olması için yıllık jinekolojik muayenelerini menopoz döneminde de devam ettirmesi özellikle önemlidir.

Östrojen Hormonu Azalmasının Sonuçları

Menopoz dönemine damgasını vuran değişiklik, üreme çağında yumurtalıklardan düzenli olarak salgılanan östrojen hormonunun salgısının azalması ve adet kanamalarının kesilmesidir. Östrojen hormonu azalması bu hormona bağımlı olan dokularda değişiklikler oluşmasına neden olur.

Öncelikle bilinmesi gereken, bazı kadınlarda menopoza girdiklerinde adet kanamasının durması dışında başka hiçbir belirtinin ortaya çıkmamasının tümüyle normal olduğudur. Her kadının doğası farklıdır ve bazı kadınlar menopoz döneminin ilk yıllarını çok hafif belirtilerle atlatırlarken bazıları tedaviye gereksinim duyacak kadar şiddetli belirtiler gösterebilirler.

Menopoz belirtilerinin ortaya çıkıp çıkmamasının toplumdan topluma bile değişebildiği bilinmektedir. Örnek olarak, uzak doğu ülkelerindeki kadınların çoğu ateş basması belirtisini yaşamazlar ve bu ülkelerin konuşma dillerinde bu belirtiyi tarif edecek bir kelime bulunmaz. Menopoza bakış açısı, şartlanmalar, ön yargılar özellikle ateş basması, ruhsal çökkünlük hali, “sinirlilik” gibi belirtilerin şiddetini etkileyebilmektedir.

Menopozda genel olarak östrojen azalmasıyla direkt ilişkili olduğu düşünülen belirtiler aşağıdaki gibi özetlenebilir:

* Ateş basmaları
* Uyku Bozuklukları
* Kemik erimesi (osteoporoz)
* Damar sertliği (ateroskleroz) gelişme eğilimi ve kalp hastalıkları
* Cinsel organlarda gerilemeye bağlı belirtiler
* Yüzde kırışıklıklar
* İdrar yollarında gerilemeye bağlı belirtiler

Menopoz dönemindeki belirtiler erken dönemde ortaya çıkanlar ve daha geç dönemde ortaya çıkanlar olmak üzere gruplandırılabilir. Bu gruplandırma östrojen eksikliği belirtilerinin östrojene bağımlı dokularda “hastalığa” neden olabilmesi için geçen süreyle ilgilidir. Ateş basması ve uyku bozuklukları en erken ortaya çıkan belirtilerdir ve yıllar içinde önce cinsel organlarda ve idrar yollarında gerilemeye bağlı belirtiler, daha geç dönemlerde ise kemik erimesi ve kalp damar sistemine bağlı belirtiler ortaya çıkar.

Yukarıda sayılan tüm belirti ve hastalıklar bir çok kadında hormon tedavisiyle tedavi edilebilir ve hastalık gelişme süreci yavaşlatılabilir.

Menopoz kaç yaşında başlar?

(Erken Menopoz) - Yazar : Herbalist - Tarih : 16.Eki.2009

0

Bir kadının ortalama menopoza girme yaşı 49.3 ±5 olarak kabul edilmektedir. Kadınların yaklaşık %1′i 40 yaşından önce menopoza girer.

Menopoza girme yaşı kalıtsal olarak belirlenmiştir ve ilk adet kanaması yaşı, emzirme, doğum kontrol hapı kullanımı, ırk, eğitim, boy ve son gebelik yaşı gibi değişkenlerden etkilenmez.

Sigara kullanımı yumurta hücrelerinin ölümüne neden olduğundan, özellikle günde 20 adet ve daha fazla sigara içen kadınların menopoza girme yaşlarının 1-2 yıl geriye gittiği belirlenmiştir.

Bazı bilimsel veriler:

* Hiç doğum yapmamış olan kadınların menopoza erken girdikleri gözlemlenmektedir.
* Çalışmalar anne ile kızın hemen aynı yaşlarda menopoza girdiklerini göstermektedir. Bu durum menopoza girme yaşının kalıtsal özelliklerle yakın ilişkide olduğunu düşündürmektedir.
* Beslenme bozukluğu olan ve vejetaryen beslenme tarzı benimseyen kadınların nispeten daha erken yaşlarda menopoza girdikleri görülmektedir.
* Aşırı alkol kullanan kadınlar menopoza daha geç girmektedirler. Bunun en muhtemel nedeni alkolün karaciğerdeki etkileri nedeniyle bu kadınlarda östrojen hormon seviyelerinin daha yüksek olmasıdır.
* Düşük kilolu kadınlar menopoza daha erken girme eğilimindedir. Bu durum bu kadınların yağ dokusunun östrojen üretimine katkısından faydalanamamalarından kaynaklanır.
* İş yaşamı ve diğer yaşam şartlarının menopoza girme yaşını etkilediği düşünülmemektedir.
* Yüksek yerlerde yaşayanlar menopoza daha erken girmektedir.
* Yumurtalıkların kan dolaşımının etkilendiği bir jinekolojik ameliyat geçiren kadınlar (rahimin alınması gibi) menopoza daha erken bir yaşta girebilirler.
* Rahim içi gelişme geriliği ile (düşük kilolu) doğan kadınlar menopoza daha erken girmektedirler.

Erken Menopozun Tanımı

Kadınların bir kısmı nispeten erken bir yaşta (örneğin 40 yaşında) menopoza girebilir. Böyle bir durumda yapılması gerekenler “normal” yaşta menopoza giren bir kadında yapılması gerekenlerle aynıdır.

Erken Menopozun nedenini belirlemeye yönelik olarak ileri inceleme yapılma gerekliliğini belirleyen yaş alt sınırı çoğu durumda 35 olarak kabul edilir. 35 yaşından erken menopoza girilmesi durumunda genellikle, 30 yaşından önce menopoza girilmesi durumunda ise mutlaka bazı incelemeler yapılmalı ve muhtemel neden ortaya çıkarılmalıdır

Menopozun tanımı

(Erken Menopoz) - Yazar : Herbalist - Tarih : 16.Eki.2009

0

Menopoz Latince’de meno ve pause kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş ve “adet kanamalarının durması” anlamına gelen menopause kelimesinin dilimize uyarlanmasıyla oluşturulmuş bir kelimedir.

Adından da anlaşılacağı üzere menopoz, kadının düzenli adet kanamalarının ortadan kalktığı dönemi ifade eder ve kadının çağlarından birini oluşturur.

Kadının Adet Kanamaları Neden Kesilir?

Adet kanaması, adet döngüsünün seyrinde her ay muhtemel bir gebelik için hazırlık yapan rahim iç tabakasının gebelik oluşmaması durumunda “tazelenmesi” için kanamayla dışarı atılmasından ibaret bir süreçtir.

Yumurtalıklarda her adet döngüsünde bir yumurta hücresi olgunlaşma sürecine girerek östrojen hormonu salgılamaya başlar ve bu hormonun etkisiyle rahim iç tabakası kalınlaşır. Yumurta hücresi belli bir olgunluğa ulaştığında yumurtlama meydana gelir. Yumurtlama sonrasında devreye giren progesteron hormonunun etkisiyle rahim iç tabakası gebelik oluşumuna elverişli hale getirilir.

Bir kız çocuğu her iki yumurtalığında belli sayıda yumurta hücreleriyle dünyaya gelir. Bu hücre topluluğu kolay anlaşabilmesi açısından “yumurtalık havuzu” olarak tabir edilebilir.

Rahim içi yaşamda havuzdaki yumurta hücre sayısı yaklaşık 6-7 milyon iken doğumda 1-2 milyona iner. Ergenlik dönemine gelindiğinde yumurtalıklardaki toplam yumurta hücresi sayısı 300-400 bine inmiştir. Sayının bu şekilde azalmasının nedeni tam olarak bilinmemekle beraber muhtemelen genetik özellikleri en uygun olan, yani en kaliteli olan yumurta hücreleri sağ kalmakta, diğerleri kullanılmamak üzere bertaraf edilmektedir. Böylece yumurta hücresinin döllenmesiyle oluşacak yeni neslin genetik açıdan mükemmel olmasının sağlanması amaçlanmaktadır.

Yumurta hücre sayısındaki azalma üreme çağında da devam eder ve bir kadında tüm üreme çağı boyunca yaklaşık 400 civarında yumurta hücresi yumurtlamada kullanılmak üzere seçilir ve kullanılır.

Yumurtalık havuzunda yumurta hücreleri tümüyle tükendiğinde yumurtlama durur ve östrojen ve progesteron hormonları salgılanamayacağından rahim iç tabakasının yenilenme süreci de biter. Böylece adet kanamaları da ortadan kalkar ve menopoz dönemi başlar.

Rahimi alınmış bir kadın menopoza girmiş kabul edilir mi?

Rahimin bazı nedenlerle üreme döneminde ameliyatla çıkarılması gerekebilir. Rahim alındığı anda adet kanamaları kesilir. Burada adet kanamasının durmasının nedeni rahimle birlikte rahim iç tabakasının da çıkarılmış olması, yani adet kanamasında kanayan dokunun da alınmış olmasıdır. Halbuki tıbbi anlamda menopoz, yumurtalıklardan östrojen ve progesteron hormonu salgısının durmasıdır. Rahim alınması esnasında yumurtalıklar bırakılmışsa (40-45 yaşından önce yapılan ameliyatlarda sağlam ise yumurtalıkların yerinde bırakılması tercih edilir) hormon salgısı devam eder. Burada yalnızca adet kanaması belirtisi kaybolmuş olup hormon eksikliği belirtileri kadının yumurta hücreleri tükenene kadar ortaya çıkmaz.

Rahimi genç yaşta alınmış bir kadının menopoza girdiği zamansal nokta böyle bir durumda ancak kadının aşağıda anlatılacak menopoz belirtilerini yaşamaya başlamasıyla veya bazı muayene ve laboratuvar bulgularına dayanılarak belirlenebilir.

Menopoza geçiş dönemi

(Erken Menopoz) - Yazar : Herbalist - Tarih : 16.Eki.2009

0

Kadın doğası, üreme çağından menopoza geçişi kolaylaştırmak için bir dizi önlemler alır. Kadının ruhsal ve bedensel olarak menopoz dönemine hazırlandığı bu döneme Menopoz Öncesi Dönem adı verilir.

Menopoz Öncesi Dönemin en belirgin özelliği üreme çağında düzenli aralıklarla görülen adet kanamalarının düzenini kaybetmesidir. Genellikle gecikmelerle seyreden adet kanamaları menopoz başladığında tümüyle durur.

Menopoza geçiş döneminde olan kadınların çoğu kendilerindeki değişikliklerin farkındadırlar ve ruhsal olarak menopoza hazırlanmak, adet kanaması görmeme fikrine alışmak için zaman bulurlar.

Adet Kanaması Özelliklerinin Değişmesi

Ergenlik döneminin sonlarına doğru, adet döngüsünde yumurtlamanın devreye girmesiyle birlikte adet kanamaları düzenli aralıklarla meydana gelmeye başlar. Bu düzen uzun yıllar devam eder. Üreme çağında “yumurtalık havuzunda” bulunan yumurta hücreleri hipofiz bezinden salgılanan hormonlara iyi yanıt verir ve ardı ardına her ay bir tanesi olgunlaşarak yumurtlamayla Fallop tüpünün içine alınır. Burada spermlerle karşılaşan yumurta hücresi döllenirse gebelik başlar ve yumurtlama süreci ve adet kanamaları bir süre kesintiye uğrar. Döllenme gerçekleşmediğinde rahim iç tabakası kanamayla dökülür ve yeni bir döngü başlar.

Yumurtalıklarda bulunan yumurta hücrelerinin olgunlaşarak yumurtlama sürecinde kullanılmaları belli bir sıraya göre olur

Hücrelerin en nitelikli olanları, yani hipofizden salgılanan hormonlara en duyarlı olanları üreme çağının ilk yıllarında salgılanır ve bu yolla kadının gebelik için en uygun olan yaşlarda gebe kalması sağlanmaya çalışılır. Yıllar geçtikçe yumurtalıklarda kalan yumurta hücrelerinin nitelikleri değişmeye başlar. Kadın üreme çağının ortalarına geldiğinde kalan yumurta hücreleri olgunlaşma özellikleri nispeten daha düşük hücrelerdir.

Yumurta hücrelerinin olgunlaşabilme özelliklerinin azalması yumurtlama olgusunun düzeninin kaybolmasına neden olur. Ortalama olarak 40′lı yaşlarda kadının adet döngülerinin bazıları yumurtlama olmaksızın gerçekleşir. Bu durum adet kanamalarının bazılarının düzenli, bazılarının gecikmeli olmasına neden olur. Kadının yaşı ilerledikçe adet döngülerinin yumurtlama olmaksızın gerçekleşme olasılığı artar.

Özetle söylemek gerekirse, menopoza geçiş dönemi yumurtalıklarda yumurta hücrelerinin yavaşça tükenmeye başladığı ve bu nedenle adet kanamalarının düzensizleşme eğiliminde olduğu dönemi temsil eder. Bu dönem kadından kadında değişmekle beraber ortalama 4 yıl devam eder. Yumurta hücreleri tümüyle tükendiğinde kadın menopoza girmiş olur.

Kadınların yaklaşık %10′u adet düzensizliği döneminden geçmeden direkt olarak menopoza girerler.

Gebelikten Korunmaya Ne Kadar Süreyle Devam Edilmelidir?

Menopoz öncesi dönemde adet döngülerinin bir kısmı yumurtlama olmaksızın gerçekleşirken, bir kısmında yumurtlama ortaya çıkar. Bu nedenle kadın menopoza girene kadar gebelikten korunmayı devam ettirmelidir.

Guinness Rekorlar Kitabı’nda en ileri yaşta gebe kalma rekoru 57.5 yaşında gebe kalan Amerika’lı bir kadına aittir.

Sigara içmeyen ve sağlık sorunu bulunmayan kadınlar düşük dozlu doğum kontrol haplarını doktor kontrolünde kullanmaya devam edebilirler. Böyle bir durumda adet kanamaları düzenli olarak devam edeceğinden kadının menopoza girdiği zamansal noktanın belirlenmesi için belirli aralıklarla kan incelemeleri yapılır. Kadının menopoza girdiği belirlendiğinde doğum kontrol hapı kesilir.

Erken Menopoz

(Erken Menopoz) - Yazar : Herbalist - Tarih : 16.Eki.2009

0

Bir kadında adet kanamalarının 35 yaşından önce kesilmesine erken menopoz adı verilmektedir. Günümüzde halk arasında erken menopozun daha sık görüldüğü iddia edilse de bu tam olarak doğru değildir. 35 yaş – 50 yaş arası olguları erken menopoz olarak değerlendirmek doğru değildir.

Neden olur?

Herhangi bir nedenle yumurta hücrelerini hızla tüketen her olay erken menopoza neden olabilir.

En sık görülen nedenler aşağıda sıralanmıştır:

Otoimmun hastalıklar

Yumurtalıkların erken tükenmesi ve menopoz ortaya çıkması en sık otoimmun hastalıklar adı altında toplanan bir diz hastalığa bağlı ortaya çıkar. Otoimmun hastalık bireyin bağışıklık sisteminin henüz bilinmeyen nedenlerle kendi organlarını yabancı doku gibi algılaması ve bu organlara saldırarak onları tahrip etme çabası olarak tarif edilebilir. Eğer yabancı olarak algılanan doku yumurtalıklar ise işte bu otoimmun hastalık türü erken menopoz ortaya çıkmasına neden olur.

Ameliyatla yumurtalıkların alınması

Herhangi bir gereklilik sonucu genç kadının her iki yumurtalığı birden çıkarıldığında görülen erken menopoz türüdür. Bunun yanında diğer jinekolojik operasyonlarda da ender olarak (yumurtalıklara kastedilme olmaksızın) yumurtalıklar zarar gördüğünde erken menopoz ortaya çıkabilmektedir.

Kanser tedavileri

Kanser tedavisi için radyoterapi (ışın tedavisi) veya kemoterapi (ilaç tedavisi) alan kadınlarda yumurtalıklar hasar görebilir ve menopoz ortaya çıkabilir.

Aile öyküsü

Menopoza girme yaşını belirleyen en temel etkenlerden biri kişinin annesinin menopoza girme yaşıdır ve yakın aile bireylerinden birinde erken menopoza girme öyküsü erken menopoz olasılığını belirgin şekilde artırır.

Kromozom bozuklukları

Frajil X Sendromu, Turner Sendromu gibi ender görülen kromozom bozukluklarında yumurtalıklar erken yaşta tükenir.

Yaşam tarzı

Sigara içilmesi menopoza girişi hızlandırmakla beraber tıbbi anlamda erken menopoza yol açması (yani 35 yaşından önce menopoza girilmesi) olağan değildir.

Benzer şekilde ruhsal stres de yardımcı bir etken olmakla beraber tek başına erken menopoza yol açması beklenen bir etken değildir.

Nasıl tedavi edilir?

Erken yaşta ortaya çıkmış menopoz olgularında (özellikle otoimmun tipte olanlarda) kendiliğinden geri dönüş veya tedaviyle geri dönüş mümkün olabilmektedir.

Genç yaşta menopoza girmiş olmanın getirdiği en önemli dezavantajlardan biri kemik erimesinin hızlanması olduğundan bu konuda gerekli önlemler alınmalı ve kemikleri koruyucu tedaviye geçilmelidir.

Ateş basması, vajinada kuruluk, ruhsal gerginlik gibi klasik menopoz belirtileri de çoğu durumda hormon tedavisine yanıt vermektedir.

Yumurta hücrelerinin tükenmesiyle ortaya çıkan erken menopoz olgularında kadının yumurta hücresi kalmadığı için kendi yumurtalarıyla gebelik oluşması (tüp bebek de dahil) çok zordur, bu durumda çoğu durumda tek çare donör oosit (başka bir kadının bağışladığı yumurta hücresi) ile oluşturulmuş gebeliktir.

Bitki Çayları

(Genel) - Yazar : Herbalist - Tarih : 21.Eyl.2009

0

Keçiboynuzu : Günde 1 tatlı kaşığı kaşığı keçiboynuzu tozunun 1 bardak sütle içilmesi sperm sayısının artmasını olumlu yönde etkiler.

Kuşburnu : Bir tutam kuşburnu, sıcak suya konularak 1 taşım kaynatılır. Yarı tok karna günde 2 defa içilir.

Oğul otu : Bir tutam oğul otu , sıcak suya konularak 1 taşım kaynatılır. Yarı tok karna günde 2 defa içilir.

Civan perçemi : Bir tutam civanperçemi , sıcak suya konularak 1 taşım kaynatılır. Yarı tok karna günde 2 defa içilir.

Kırk kilit : Bir tutam kırk kilit , sıcak suya konularak 1 taşım kaynatılır. Yarı tok karna günde 2 defa içilir.

Zencefil : Bir su bardağı sıcak suya 1 çay kaşığı zencefil konulur, 5-10 dakika demlenip yarı tok karna günde 2 defa içilir.

Ihlamur : Bir tutam ıhlamur , sıcak suya konularak 1 taşım kaynatılır. Yarı tok karna günde 2 defa içilir.

Rezene : Bir bardak sıcak suya yarım kahve kaşığı konarak çay gibi günde 2-3 bardak içilir.

Salep : Bir litre suya 5 gr konulur. Sıcak suya tarçın ekilerek etkisi artırılır.

Tarçın : Bir bardak suya yarım kahve kaşığı konur ve şeker katılarak içilir. Günde üç bardak içilebilir.

Tarhun otu : Taze olarak salata içindede kullanılır. Bir bardak suya172 çay kaşığı demlenip günde 2-3 bardak içilir.

Şerbetçiotu : Bir litre kaynarsuya30 gr konur10 dakika demlenip günde 3-4 bardak içilir.

Adaçayı : Bir bardak kaynar suya 2 yaprak koyup 10 dakika demlenir yemeklerden önce birer bardak içilir.

Anason : Bir bardak kaynar suya bir kahve kaşığı karıştırılır. 10 dakika sonra şeker konup içilir. Günde i2-3 bardak yeterlidir. Regl olunca ve hamile iken içilmemelidir.

Dereotu : Bir bardak sıcak suya bir kahve kaşığı koyup 10 dakika bekleyip süzülür. Günde 2-3 bardak yeterlidir.

Papatya : Bir bardak sıcak suya 5 adet papatya ufalanıp koyulur 5-10 dakika demlenip içilir. Günde iki bardak yeterlidir.

Fesleğen : Bir bardak suya bir kahve kaşığı konup 10 dakika demleyip süzülür. Günde 2-3 bardak yeterlidir.

Karanfil : Bir çay bardağı sıcak suya bir diş karanfil toz halinde dövülüp konur. Şeker koyup içilir.

Kekik : Bir çay bardağı kaynar suya yarım kahve kaşığı kekik konur beş dakika sonra süzülüp içilir. Günde 2-3 bardak yeterlidir.

Kimyon : Bir çay bardağı suya yarım kahve kaşığı toz kimyon karıştırılıp içilir. Yemek üzerine içilmesi gerekir.

Kişniş : yarım kahve kaşığı toz kişniş bir bardak suya karıştırılır. Yemek üzerine içilmesi gerekir.

Biberiye( kuşdili) : Bir litre sıcak suya bir tatlı kaşığı toz biberiye konur. Gün boyu su yerine içilir.

Lavantin : Yarım litre kaynar suya bir kahve kaşığı,bir litre suya da 5 gr kadar konur on dakika demlenip içilir. İki yemek arasında içilmesi gerekir devamlı içilmemelidir. Kusma yapar. Reglin zamanında ve ağrısız olmasını sağlar.

Nane : Bir litre suya 10 gr konup demlenir ve süzülür. Su yerine içilir.

Mercanköşk : Bir bardak suya bir kahve kaşığı konur 10 dakika demlenir ve içilir günde 2-3 bardak yeterlidir.

IVF (Tüp Bebek) Sözlüğü

(Genel) - Yazar : Herbalist - Tarih : 21.Eyl.2009

0

Agonist Doğal bir hormonun kopyası olarak üretilen sentetik hormon.
Amniosentez Gebelik sırasında fetusun içinde bulunduğu sıvının bir kısmının alınarak,bebeğe ait hücrelerin tahlili.
Androlog Erkek infertilitesi uzmanı(ürolog ya da jinekolog olabilir).
Aşılama İnseminasyon,yani spermatozoidlerin bir karakter yardımıyla kadının rahmine yerleştirilmesi.
Asthenozoospermia Hareketli spermatozoid oranının azalması.
Azoospermia Spermde hiçbir spermatozoidin bulunmaması.
Biyolojik anne ve baba Yumurta ve spermatozoidlerin sahibi.
Biyopsi Bir dokudan parça alınması
Döllenme Yumurta ile spermatozoidin bir araya gelerek tek bir hücre oluşması.
Ejakülasyon Spermin boşalması.
Embriyo Döllenmiş yumurta.İki hücreden başlayıp,gebeliğin ikinci ayına kadar bu adı taşır.
Endometriozis Normalde rahim içinde bulunması gereken endometrium hücrelerinin,vücudun değişik yerlerinde bulunması. En çok karın içinde rastlanır.
Endometrium Rahimin içini kaplayan zar.
Etik Komite Tüp bebek ile ilgili mesleki ve ahlaki yönden ortaya çıkabilecek sorunların görüşüldüğü kurul.
Fizyoloji Vücuttaki dokuların normal çalışma düzenlerinden ve özelliklerinden söz eden bilim dalı.
FSH (Follicle Stimulating Hormone),kadında follikülün olgunlaşmasını ve erkekte spermatogenezi sağlayan,hipofiz tarafından salgılanan hormon.
Genetik Malzeme Anne ve baba tarafından,doğacak çocuğa aktarılan özellikler.
GnRH (Gonadotropin Releasing Hormone),hipofizi kontrol eden,beyin tarafından salgılanan hormon
HCG (Human Chorionic Gonadotropin),gebeliğin teşhisinde kullanılan,embriyo tarafından salgılanan hormon.Yapısal olarak LH’ye benzediği için ovülasyonun başlatılmasında da hastaya bu hormonu içeren ilaç verilir.
Hemofili Bir tür kanama bozukluğu.Kanamanın durmaması ile ilgili hastalık.
Hiperstimülasyon Yumurtalıkların uyarılması sırasında alınan hormonlar yüzünden yumurtalıkların aşırı tepkisi. Bu durumda yumurtalıklar büyür ve kistler oluşur.
Hipofiz İç salgı bezlerinin çoğunu kontrol eden,beynin hemen altında bulunan salgı bezi.
Histerosalpingografi Rahmin ve tüplerin radyolojik olarak incelenmesiyle,iç yapıları hakkında bilgi edinilmesi.
HMG (Human Menopausal Gonadotropin),yumurtalıkları uyarmak için kullanılan,FSH ve LH hormonlarını içeren ilaç.

Hazımsızlık ve Kabızlık

(Bitkisel Sağlık Rehberi) - Yazar : Herbalist - Tarih : 21.Eyl.2009

0

Normal şartlarda safra kesesi, gıdaları eritmek için hidroklorik asit salgılar, fazla hamurlu, posasız gıdaları yememiz meyve-sebze yerine cips türü yememiz, ister istemez hazımsızlığı getirir. Şişmanlık, gastrit, karaciğer hastalıkları, kalp, basur; hep hazımsızlığın sonuçlarıdır.
Faydalı gıdalar: Meyveler kabuklarıyla beraber yenir. Şeftali, kayısı, elma, kiraz, ıspanak. incir, hurma, marul, salatalık, bamya yenmeye özen gösterilir. Midemizde 1/3 yemek, 1/3 su, formülüne dikkat edilir.